Atatürk'ün ahlakı ile ilgili anıları nelerdir?
Atatürk'ün ahlakı

ATATÜRK'ÜN ANILARI

Atatürk her zaman etrafına moral dağıtan, karamsarlıktan uzaklaştıran,  en zor şartlarda dahi halkını sıkıntılardan kurtaracak çözümleri bulan  bir liderdir. Bunun en temel sebebi Atatürk'ün halka yakın olması, daha  doğrusu halkla bir bütün olmasıdır. Halkın içinde geçirdiği zamanlarda  herkesin şahit olduğu o üstün şahsiyet, Türk Milleti için her yönüyle  örnek alınacak bir insandır.
Atatürk ile ilgili, hem en yakınında olanların, hem de halkın şahit  olduğu olayların her birinde Türk Halkı için güzel örnekler  bulunmaktadır. Bu bölümümüzde, hem Ata'mızın daha iyi tanınması, hem  örnek bir liderin nasıl olması gerektiğinin öğrenilmesi hem de Türk  Milleti'nin geleceği olan genç nesillerin örnek almaları için Atatürk'ün  anılarından bazılarına yer veriyoruz.


Bayrağa Saygı

30 Ağustos sabahı, Mustafa Kemal muharebe sahasında dolaşıyordu. Etraf  binlerce düşman cesetleri ve birbiri üzerine yığılmış yüzlerce topçu  hayvanı, terk edilmiş silah, top ve cephane dolu idi...
Atatürk şöyle söylendi:
"Bu manzara insanlığı utandırabilir! Fakat meşru müdafaamız için buna  mecbur olduk. Türkler, başka milletlerin vatanında böyle bir harekete  teşebbüs etmezler."
Ganimetlerin arasında yırtılmış ve terk edilmiş bir de Yunan bayrağı  gören başkumandan eli ile kaldırılmasını işaret ederek;
"Bir milletin istiklal alametidir, düşman da olsa hürmet etmek lazımdır,  kaldırıp topun üzerine koyunuz."1

 


Atatürk`ün Yargıç Kararına Saygısı

Ölümünden iki yıl önce Atatürk'ün canına kıymak için kurulan bir tuzak  meydana çıkarılmıştı. Hem de bu düzeni kurmakla suçlanan kimse "Milli  Mücadele"den beri Ata'nın yolunda çalışmış, sevgi ve güvenini kazanmış,  birçok iyiliklerini de görmüş biri idi.
Haber yurtta şaşkınlık ve tiksinme oluşturdu. Herkes bunu konuşuyor,  "nasıl olur" diyor, bir türlü herhangi bir nedene bağlanamıyordu.
Sanık yakalandı, adalete teslim edildi. Fakat Atatürk, olaydan haberi  yokmuş gibi, bu konuda ne düşündüğünü açıklamak için ağzını açmadı,  adalet son sözünü söyleyinceye dek sustu. Atatürk'ün bu suskunluğu  çeşitli yorumlara uğramıştı; kimi "bu üzüntülü olayı anmak istemiyor"  dedi, kimi de "bunun doğru olduğuna inanmıyor" diye düşündü.
Sanığa yükletilen suç yargı yerinde ispat edilemediği için adam aklandı.
İşte, yargıç kararını bu yolda verdikten sonradır ki, Atatürk bu konuda  ağzını ilk ve son kez olarak açtı ve yalnız şunu dedi:
"Suça yeltenilmiştir, ancak yargıç buna kanacak ölçüde kanıt bulmuş  değildir."2


Asla Bolşevik Olmayacağız

Ankara'nın Şubat ayına gelen oldukça soğuk ve karlı bir gecesi idi.  Ankara kulübünde bir balo tertip edilmişti. O zamanın bütün mümtaz  simaları orada idiler. Saat henüz 12'ye gelmemişti. Herkesin kalbinde  ani bir heyecan uyandıran bir haber baloya yayıldı:
"Gazi Paşa baloya geliyorlar!"
Rus Sefarethanesi'nde imişler, oradan baloya geliyorlar. O zamanki Rus  Sefiri de baloya gelmişti.
Bir aralık Sefir, salonunun ortasına doğru ilerlemekte olan Gazi'ye  yaklaşarak Fransızca:
"Ekselans" dedi, "Sizi çok seviyorum, hürmetim sonsuzdur; çünkü müşterek  bir gaye uğrunda varlığını kurtarmağa çalışan milletleriz. Türkiye'nin  en büyük halaskarı ve banisi olan sizi müsaade ederseniz bir kere öpmek  şerefini kazanabilir miyim..."
Atatürk evvela gülerek elini uzattı, sonra o da elçiyi öptü. Büyük ve  kıymetli Ata'mız bu çeşit eğlence yerlerinde dahi memleketin menfaat ve  siyasetini göz önünden bir an uzak tutmazdı. Onun için bütün yabancı  gazete muhabirlerinin huzurunda şu cümlelerle Sefirin sözlerini  cevaplandırdı:
"Ekselans, gösterdiğiniz sevgi hareketinden ve sözlerinizden çok  mütehassis oldum. Teşekkür ederim. Bu iki millet ilelebet dost  kalmalıdır. Yalnız şuna dikkat ediniz, her zaman dost olmak arzumuza  rağmen asla bolşevik olmayacağız!"3

 


Atatürk'ün Eşitlik Anlayışı

Atatürk bir gün Dolmabahçe'den gizlice çıkar, Topkapı Sarayı Müzesi'ne  gelir. Müzeyi gezmek ister. Kendisini kapıcıya tanıtır, fakat kapıcı  "Henüz saat 9 olmadı, memurlar da gelmedi. Atatürk değil, kim olursan  ol, bekleyeceksin" der.
Hiç şüphe yok ki, kapıcı Atatürk'ü tanımamış ve birden fazla bu sözlere  muhatap bulunduğu için gelenin Atatürk olabileceğine inanmamıştır. Fakat  bu olayda mühim olan nokta Atatürk'ün kapıcının sert cevabı karşısında  ısrar etmeyerek, bir kenara çekilip, saatin 9 olmasını ve memurların  gelmesini beklemesidir. 4


Satı Kadın

Ankara'da yakıcı bir yaz günü idi. Atatürk beraberinde arkadaşları ve  yaverleri olduğu halde Kızılcahamam'a giderken Kazan Köyü yakınlarında  durmuş ve otomobilinden inmişti. Köyün kadını, genci, yaşlısı, ihtiyarı  köylerin içinden geçen, köşede duran bu yabancı konukları görünce hep  beraber koşuştular. Kimi su getirdi, kimi ayran, bunlardan biri,  güğümünden aktardığı soğuk ayranı Ata'ya uzattı:
"Bir soğuk ayran içer misiniz?" dedi.
Bu çorak iklimin kavurduğu yüzünde bronzlaşmış Türk kadının en bariz  ifadelerini taşıyan, bir Türk anası idi. Böğrüne sıkıştırdığı kundağı  biraz daha bastırdıktan sonra, sağ elindeki ayran bardağını uzattı,  bekledi. Ata'sı, ayranı kana kana içmiş ve bir an durakladıktan sonra  ona;
"Senin kocan kim?" diye sormuştu.
Köylü kadını, yüzü tunçlaşmış, elleri nasırlı bir Türk anası idi;  Ankara'nın kendine has şivesi ile kocasının Sakarya harbinde boğazından  yaralanmış bir cengaver olduğunu söyledi. Ata bir soru daha sordu :
"Ne zaman doğdun?"
"1919'da Atatürk Samsun'a çıktığı zaman doğdum."
Ata, bir an düşündü. Yıl 1934 idi. Kadının bu ifadesine göre 15 yaşında  olması lazım gelirdi. Halbuki karşısındaki kadın 25 yaşlarında  görünüyordu; tekrar sordu:
"Nasıl olur?"
Evet, nasıl olurdu. Bu Satı kadın hiç tereddütsüz, o her zamanki  nüktedan haliyle ve memleketin işgal altında geçirdiği acı yılları ima  ederek:
"Evet Paşam, ondan evvel yaşamıyordum ki!"
Bu espiri Ata'yı bir hayli düşündürdü. Ayrılırken yaverine kadının  ismini ve adresini not ettirdi. Daha sonra biz, Satı kadını Büyük Millet  Meclisi'ne giren ilk kadın milletvekili olarak görmekteyiz.5


İnsan Sevgisi

Devlet Bürokrasisi Cumhuriyet'in ilanından sonra idi. Karadeniz'de bir  gezintiye çıkmıştı. Kendisine eşlik edenler arasında bulunuyordum.  Rize'ye geldik. Yolların düzgünlüğü ilgisini çekmişti. Vali'ye :
"Yollarınızı nasıl bu hale getirebildiniz?" diye sordu.
Vali de anlattı; yakın köylüleri jandarmalarla toplattırmış ve yol  onarımında çalıştırmış.
Ata'nın kaşları çatıldı. Oldukça sert bir dille :
"Vali Bey" dedi. " 'Corvee' nedir bilir misin? Öyle ise ben söyleyeyim:  Angarya demektir. Ve şu anda bilmeniz lazım ki, kanunsuz hiçbir  vatandaşı işten alıkoyamaz, onu çalışmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyet'te  angarya diye bir şey yoktur." 6


İleri Görüşlülük

21.06.1935'deki görüşmelerinde:
"Savaş çıktığı takdirde Amerika tarafsızlık siyasetini koruyabilecek  mi?"
"İmkan yok"dedi, "İmkan yok. Eğer savaş çıkarsa, Amerika'nın milliyetler  topluluğunda işgal ettiği yüksek durumu herhalde etkili olacaktır.  Coğrafi durumları ne olursa olsun, milletler birbirlerine birçok  bağlarla bağlıdır.
Atatürk, dünyadaki milletleri, bir apartmanda oturanlar gibi görüyordu.
Birleşik Amerika Cumhuriyetleri bu apartmanın en lüks dairesinde  oturmaktadır.
Eğer apartman, oturanlarının bazıları tarafından ateşe verilirse,  diğerlerinin etkisinden kurtulması olanak yoktur. Savaş için de aynı şey  olabilir. Birleşik Amerika Cumhuriyeti'nin bundan uzak kalması  imkansızdır."
Atatürk şu sözleri ilave etti:
"Bundan başka, Amerika büyük ve kuvvetli ve dünyanın her yerinde ilişiği  olan bir devlet olduğundan kendisinin siyaset ve ekonomi yönünden  ikinci basamaktaki bir duruma düşmesine hiçbir zaman izin veremez."7


Halka Değer Verme

Acı işgal günlerinde, önemli devlet adamlarının da hazır bulundukları  toplantıda herkes, Türkiye'nin düştüğü acıklı duruma bir çare arıyor.  Amerikan, İngiliz koruyuculuğundan söz ediliyor. Bir ara Mustafa Kemal  Paşa'ya da ne düşündüğünü sordular. Atatürk, şu kısa cevabı verdi:
"Efendiler, hepiniz konuştunuz, isteklerinizi beyan ettiniz ve  birbirinize sordunuz, hepinizi dinledik. Fakat... Anadolu'ya bir şey  sordunuz mu, Anadolu'yu dinlediniz mi?
Ona da soralım, bir de onu dinleyelim efendiler!"8


Bu Millet O Kadar Zengin Değil

Bir tarihte Atatürk Ege vapuru ile Mersin'e gitmiş. Dönüşte vapur  Fethiye'de durmuş. Kasabada halk şenlik yaparken, gemilerden de havai  fişekler atılıyormuş. Kendisine refakat eden Zafer Torpidosu'nda bulunan  Atatürk, donanmanın şenliklerini seyrederken, zafer torpidosu  komutanına kumandanlardan biri, bir torpil atmasını söylemiş. Torpido  kumandanı:
"Hayhay efendim, yanlız bir torpilin kıymeti elli bin liradır" demiş.
Bunun üzerine Atatürk:
"Vazgeçin torpil atmaktan, bu millet o kadar zengin değildir."
Ve torpido kumandanına dönerek:
"Sizi tebrik ederim" diye iltifatta bulunmuş.9


Atatürk'ün Bir Hediyesi

Bir gün Konya'da Behiç Bey'in evinde Mustafa Kemal General Tawsend  şerefine büyük bir ziyafet verdi. Ziyafette Behiç Bey, Muhtar Bey, Salih  Bozok bulunuyorlardı. Yemek çok güzel bir hava içinde geçti. Yemeğin  sonunda Mustafa Kemal misafirine dedi ki:
"Biz Türklerde bir adet vardır. Misafirimize mutlaka bir hediye veririz.  Ben asil bir milletin mütevazi bir başkumandanıyım. Size ancak bu  tesbihi verebiliyorum" diyerek elindeki kırmızı mercan tesbihi hediye  etti ve sofradan kalkılacağı sırada kolundaki saati çıkararak General'e  dedi ki;
"Bu saati bana Anafartalar'da bir Türk askeri, ölen bir İngiliz  zabitinin kolundan çıkardığını söyleyerek verdi. Saatin arkasında  subayın künyesi yazılıdır. Bu subayın ailesini arattımsa da bulamadım.  İngiltere'ye döndüğünüzde, ailesini bulur ve saati verirseniz çok memnun  olurum" diyerek General'e teslim etti.10


Vatanımın Toprağı Temizdir

Kral Edward İstanbul'a geldiği zaman, yatından bir motora binerek  Dolmabahçe Sarayı'na yanaştı. Atatürk de rıhtımda onu bekliyordu. Deniz  dalgalı idi ve Kral'ın bindiği motor inip çıkıyordu. Kral rıhtıma çıkmak  istediği bir sırada eli yere değdi ve tozlandı. O sırada Atatürk de  Kral'ı rıhtıma almak üzere elini uzatmış bulunuyordu. Bunu gören Kral  bir mendille elini silmek istediği bir anda Atatürk:
"Vatanımın toprağı temizdir, o, elinizi kirletmez!" diyerek, Kral'ı  elinden tutup rıhtıma çıkarıverdi.11